Wednesday, September 4, 2013

beeeyyzzzbooooll..

Bence evlilikle hayatımda en çok değişen şey televizyonda izlenen kanallar ve programlar oldu. Tamam babam da futbol, basketbol, voleybol vs izlerdi ama muhtemelen evdeki 3 kadın yıllar içinde onu asimile etti ve sporun günlük hayatımızdaki reytingi gitgide düştü. Taa ki ben Emre'yle mutlu yuvamı kurana kadar.
Pazartesiden pazara sabah akşam gece gündüz futbol, basketbol, voleybol, hokey, golf, tennis, bisiklet, amerikan futbolu, beyzbol ve aklıma gelmeyen sporların, takımların maçları - izlenebilen tüm liglerdeki maçları - izlenir oldu evde. Tamam ben de futbol izlerim de pazartesi sabahları bankadaki erkek iş arkadaşlarımla Premier Lig'deki futbol kalitesini konuşabilir hale gelmiştim artık.
Sporu futbolla sınırlandıran bir ülkeden tüm sporların takip edildiği bir ülkeye gelince başıma gelecekler de belliydi. Geleli 2 gün olmuştu ki Emre 2 biletle belirdi. "Yankees maçına gidiyoruz". Yaşasınnnnn! daaa beyzbol bilgim Hollywood filmleriyle sınırlı. Moneyball filmini çok sevdim o zaman Oakland Athletics taraftarı olurum tamam haydi gidelim derecesinde sınırlı. Bir de beyzbol sopasıyla :)

Beyzbol maçları yaklaşık 3-4 saat süren, çoluk çocuk gidilen, sosisli ve nachos yenilen, Budweiser içilen bir haftasonu aktivitesi burada. Beyzbol da hiç izlediniz mi bilmiyorum ama 9 devreden (inning) oluşan, şanslı gününüzde değilseniz tek bir sayı hatta sizi yerinizden kaldıracak bir aksiyon bile göremeyeceğiniz, kurallarını bence oynayanların bile bilmediği garip bir oyun. Wikipedia'da bile "Beyzbol aslında anlaşıldığı zaman çok kolay ve bir o kadar güzel oyundur" yazıyor :)
Bir kez home run oldu da dakikalarca sevindik, maç da 2-0 bitti.

Oyundan ziyade maç sırasında seyircileri eğlendirmek için yaptıkları aktiviteler daha ilgi çekici. Her oyuncu değişiminde oyuncunun seçtiği şarkı çalıyor mesela. Vuhuu çok havalı evet :) Her devre arasında sponsorlardan birinin oyunu oynanıyor. Soru-cevap, dans, en şık taraftar, en iyi taraftar gibi yarışmalar var. Bence en eğlencelisi JBL'in make noise aktivitesiydi. 1-2 dakika boyunca deli gibi bağırıyor herkes.
Oyunun doğasından mı yoksa tüm sporlarda mı böyleler bilemiyorum ama burada taraftar olmak 90 dakika tezahürat yapmak değil. Tezahürat da ne? Yıl olmuş 2013 hala meksika dalgası yapılıyor:)
Neyse tamam beyzbol Amerikalılar için önemli ve keyifli ona şüphemiz yok 2 metrekare çimde bile top atıp tutan kadınlar erkekler var. E bizim için de güzel bir deneyim oldu. Filmlerden bildiğim bir takım gelirse o maça da giderim. Siz de geldiğinizde vaktiniz olur ve maça gitmek isterseniz biletleri yankees.com adresinden alabilirsiniz. Tribünler çok dik yükseliyor bu nedenle oyundan ziyade deneyim için gidiyorsanız fiyatların 22-32 dolar arasında olduğu Grandstand Level bölgesinden bilet alabilirsiniz. Ya da bir home run olursa topu kaparım derseniz Bleachers Level'ı da tercih edebilirsiniz. Oturma planı bilet satılan sitede mevcut.
Stada gitmek de çok kolay. Manhattan'dan bulunduğunuz yere göre B ya da D trenine (Bronx yönüne giden) binebilirsiniz. 161 Street durağında ineceksiniz. Ya da Yankee formalıları takip edin. Şapka, forma vs alacaksanız da stadın içinde mağaza var ama dışarda dükkanlar da var :) Siz bilirsiniz.
Yine de gitmeden biraz kurallarını da okumanızı öneririm. Ama biraz.. http://en.wikipedia.org/wiki/Baseball
İyi eğlenceler.







No comments:

Post a Comment