Spor yapmayı sevmem. Evet doğru okudunuz. Sevmiyorum. Yaklaşık 10 yıldır da spor yapmak için beyhude bir çaba içerisindeyim. Yanlış hatırlamıyorsam üniversite 2. sınıfta Etiler Hillside'a yazıldık arkadaşlarla, en büyük amacımız spor yapmaktı haha :) Baba parasıyla hayat güzel. Haftada kaç gün giderim, bu para nasıl çıkar vb hesapları yapmadım tabii ki. Para bir güzel yandı. Ayda ortalama 2 gün gittiysem ne ala..
İlk sene bitmek üzereyken Suada'nın havuzu gündeme geldi, 2 sene üye olanlar yazın havuzdan ücretsiz yararlanabiliyor. Vuhuu bu fırsat kaçmaz. Sanki öğrencilikte bütün yaz tatilini Kuşadası'nda geçiren ben değilim. Kandık yine. 2 sene daha üye oldum. Ayda ortalama 2,5 kere gittiysem ne ala.. Suada'ya da koskoca yazlar maksimum 3 kez gitmişimdir.
Okul bitti işe başladık. Ooo kendi paramızla üye olmak zor geldi tabii. Yoğun spora 1 sene ara.. Sonra yine bir aa spor yapmamız lazım dolduruşları, Emre'yle de ilk senemiz. Yine yazıldık spora, ilk göz ağrımız Etiler Hillside'a.. Ayda ortalama 3 kere gittiysek ne ala :)
Bin liralarımı spor salonlarında harcadıktan sonra (bankada spor hikayemi bilen bir arkadaşım; "sayende Hillside yenilendi, stüdyolardan birine de senin adını verdiler" derdi) bir süre bankadaki pilates dersleri ile şansımı zorladım. I ıh.. O da olmadı, sevmiyorum kardeşim spor yapmayı.
Derken yıllar geçti, geldik 2013'e. Dındındındın 30 yaşına geldin spotları yanıp sönüyor sokaklarda. Maşallah iştahım da pek yerinde, yemeyi azaltmaya niyetim de yok çok mutluyum böyle. O zaman spora. 2 Ocak 2013! Kanyon Mac'le tanıştık karı koca. Bu sefer azimliydik. Ayda ortalama 7 kere gittik, haftada 4 kere gittiğimiz bile oldu inanmazsanız foursquare check inlerime bakın :)
Zar zor 8 ayı tamamladım sporda ki aa hay allah iptal edeceğiz üyeliği, gidiyoruz :) Emre valizin en üstüne spor kıyafetlerini koyup kutularla ağırlıkları götürünce dedim ki hah devam ediyoruz. Sabahları kalkar Ebru Şallı ile pilates yapar, akşamları da nehir kıyısında koşarız artık. Olur. Olmadı tabii. Ben geleli 2 hafta oldu daha dün akşam çıktık ilk kez. Ben tabii gönülsüz gönülsüz koşunca 3 mili biraz geçti spor maceramız.
Ama bugün evde yapılan yeni bir sporla tanıştım. Ütü! Bir kere kollara çok iyi geliyor. Suyunu sonuna kadar doldurur, hiç boş bırakmaz, devamlı da buhar sıkarsam kollarım 1 aya kalmaz Madonna kolu olur. Bir de her gün, karnımı içeri çekip 5 gömlek (Emre ütü konusunda çok hassas, çekmeceden aldığını ütüler giymeden, bir gömlek 2 kez ütüleniyor gibi düşünün siz), 12 tişört, 2 pantolon, 2 etek, 1 şort ütülersem yakında sadece kollarımın değil, bütün vücudumun Madonna'nınkine benzemesi işten değil.
Bir de ütü masasının altına bosu koyayım, nike airmax ayakkabı giyip inip çıkayım diyorum ne dersiniz?


No comments:
Post a Comment