Thursday, September 26, 2013

bir lisan bir insan..

Genelde yurtdışına tatile giderken minik cep kitaplarından alır, gittiğim yerde üç beş cümle fransızca, italyanca, ispanyolca konuşmaya çalışır, ilk günün sonunda da bırakın o dilleri ingilizce bile konuşmaktan sıkılır ve o kitapları da bir yerlere atarım :) Yeni bir dil öğrenmeye ve yabancı dillere çok meraklıyım anlayacağınız :)

Geçtiğimiz sene Paris'e gittiğimizde metroda, mağazada, restoranda vs vs herhangi bir yerde fransızca tek kelime anlayamadığımız ve o kitaplardaki tek cümleyi kimseye söylemeyediğimiz gibi duyduğumuz kelimeler bir çağrışıma bile sebep olmadı. Havaalanından otele giderken Emre'ye Charles de Gaulle – Étoile durağında ineceğimizi söyledim ve otobüsle giderken de bu durağı duymayı bekliyoruz. Ama hayır, duymuyoruz. Halbuki gideceğimiz yer otobüsün son durağı olduğu için durduğu diğer her durakta bu durağın adı da söylenmiş. Bir ışık çakıp duyduğumuz kelimenin Étoile olduğunu anladığımızda aynen şunu söyledim; "Bu fransızlar da dilleri farklı olsun diye resmen kasmışlar yahu. Ne gerek var buna etual demeye, etol oluversin. Resmen zorlama bir dil peeeh.."


"Şimdi tükürdüğünü yalama zamanı Efsun Hanııımm.. Utanmayacak mısın insanlara fransızca kursuna gidiyorum demeye? Millet Zaz konseri bileti için birbirinin üzerine basarken senin aıyy ben fransızca sevmiyorum dediğin günleri unutacak mıyız hepimiz? Fransız filmlerinden, şarkılarından, gazetelerinden, televizyon kanallarından kaçarken şimdi Fransa etkinliklerine gideceğini saklayacak mısın bizden? Hmm seni seni.." deseniz haklısınız vallahi..

Vaktim bol.. Hem kursa gitmek hem de salim kafayla çalışmak için vaktim bol. Bu nedenle de bu 10 aya birazcık da olsa bir yabancı dil sıkıştırayım dedim. Üniversitede ispanyolca öğrenme girişimim oldu ama dil nankör olduğu için haftada iki gün, akıl 5 karış havada kursa gitmek yetmedi tabii ki. Öğrenemedim. Bir daha da oof çalışamam diyerek teşebbüs bile etmedim. E şimdi neden ispanyolca değil de fransızca diyebilirsiniz ama demeyin :) Mantıklı nedenleri yok.. Burada ingilizceden çok ispanyolca konuşulmasına rağmen ben fransızcayı seçtim. Zoru seviyorum :)


Hem de öyle haftada 1 gün 2 saatlik olan kursu değil, haftada 2 gün 3'er saat olan hızlandırılmış olan kursa gidiyorum. Fransız Kültür gibi bir yere.. Devamlı sinema, konser, panayır, parti vb etkinlikleri olan, içeride tek kelime ingilizce konuşulmayan Fransız Kültür. 

Şimdi kursta ilk gün kabul ediyor musunuz diye sorulan (sanki başka seçeneğimiz vardı) "immersion" methodu ile fransızca öğrenmeye çalışıyorum. İngilizce alt yazılı fransızca şarkılar dinliyoruz her dersin sonunda. 


Büyük bir gerginlik içerisinde hocanın sorduklarını, söylediklerini anlamaya çalışıyorum. Ana dilim gibi ingilizce konuştuğum için Amerika'da olmam hiç sorun yaratmıyor merak etmeyin hahaha :) Telefonda yanyana 2 sözlük açık :) En büyük derdim harflerin üzerine konan işaretler, çizgiler, şapkalar. Ne gerek varmış yahu bir tanesi sağa yatıyor, bir tanesi sola, yetmemiş bir de şapka. Biz kaldırdık bakın o şapkaları filan..


Ama Paris harika, Paris için değer.. Artık pratik yapmaya her sene Paris'e gideriz. Emreciğim? :)

1 comment: