Bugün günlerden pazar. Genelde pazar günlerini sevmem. Tatil de olsa içimi karartan bir havası var bence pazar gününün. Sokağa çıksan her yer çok kalabalık, evde otursan of bir tatil günün vardı onu da yedin stresi vs derken günü bitiririm. Burada şimdilik her günüm tatil olduğu için pazarın diğer günlerden farklı olmayacağını umuyor ve bu pazar neler yaptığımı anlatmaya başlıyorum.
Dünün yorgunluğundan olsa gerek (sanki maçları ben yaptım) diğer günlere göre biraz geç uyandık bugün. Kahvaltı, haberler, gazete vs derken saat 1 gibi, bisiklet tepesinde sokağa attık kendimizi. Rotamız; Liberty State Park.
Liberty State Park, adından da tahmin edebileceğiniz gibi Özgürlük Anıtı'nın bulunduğu adanın tam karşısında yer alıyor ve önümüzde yaklaşık 3,5-4 km yol var. Parkın özelliği Özgürlük Anıtı'nı tam karşıdan görmesi ama 1900'lu yılların başında Avrupa'dan Amerika'ya göç edenlerin gemisi şu an içinde bu parkın bulunduğu limana yanaşır ve göçmenler buradan bindikleri trenle Amerika içine seyahat ederlermiş. Hem Özgürlük Anıtı'nı, hem Brooklyn Köprüsü'nü, hem de Manhattan'ı aynı karede görebilirsiniz bu parkta.
Park çok büyük, Jersey City'nin Central Park'ı desek yeridir. Parkın nehir kıyısı boyunca bisiklet ve yürüyüş yolu var. Yeşil alanı da oldukça büyük ve belirli bölgelerde masa ve sandalyelerin olduğu, dilerseniz (elektrikli olmak şartıyla) barbekü yapabileceğiniz piknik alanları var. Yeşil alanlar gerçekten ya çok büyüktü ya da buralarda çok park var diye mi bilmem, dopdolu değildi park. New York'da bir kişiye kaç metrekare yeşillik düşüyor bir araştırayım. İstanbul'da E-5 kenarındaki yeşilliklerde bile mangal yakıyoruz yahu.
Parkın içerisinden Liberty Island ve Özgürlük Anıtı'na feribotlar da kalkıyor. Park, geçen seneki Sandy kasırgasında hasar görmüş ve bazı bölgeleri de hala onarım aşamasında.
Özgürlük Anıtı'nın karşısında o şehirde yaşayan insanlar için daha değerli, daha kıymetli, daha faydalı ne yapılabilirdi ki? Özgürce kitap okuyabilecekleri, çimlere serilebilecekleri, çoluk çocuk oyun oynayabilecekleri, uçurtma uçurabilecekleri, yiyip içip eğlenebilecekleri bir park belki de. Ve yapmışlar. Avm, apartman, iş yerleri, evlerin çok pahalı olduğu büyük siteler, miting alanı, otel, herkesin giremeyeceği golf,tennis,yüzme vb büyük klüpler değil. Park yapmışlar.
Mesele sadece Gezi Parkı değil dedik ya, sadece park olsa da çok onurlu bir mücadele olurmuş direniş. Umarım kurtarabiliriz bundan sonra yıkmaya, yok etmeye kalktıkları her parkı...





Efsuncum, başka şehirlerdeki yaşamları bloglardan okumayı hep sevmiştim ama New York'u senden okumak bir başka güzel oluyor :) yazılarını okumak çok keyifli, kalemine sağlık! Emre'ye de çok selam :)
ReplyDeleteSevgiler
Elif