Neyse işler bitti haydi pazara. Pazartesi ve perşembe günleri, Jersey City'nin pazarı :) E biz de buraların yerlisi sayılırız artık. Pazara gitmezsek olmaz. Beşiktaş pazarı ya da Aydın'ın Salı pazarı gibi değil. 3-4 çiftçi stand açmış sebze, meyve, ekmek, kek, börek satıyorlar. Çok tezgah, mal yok ama fiyatlar hepsinde aynı. Yani ucuz olanı değil beğendiğini alacaksın. Böyle pazar olmaz ya Amerikalı kardeş. Pazar dediğinde pazarlık olur. Fiyatlar iner akşama doğru. 6,22 dolar tutar 6 ver ablam yeter denir. Neyse ben mi öğreteyim adamlara serbest piyasa ekonomisini.
Mallar güzel, taze. Bir domatesler var kabukları incecik sanki Çanakkale'den gelmiş :) İstanbul'da pazar, markete manava göre daha ucuz olur ya. Burada değil. Bir yerde organik de yazmıyordu ama daha pahalı işte. Mesela markette kilosu 1 dolar olan patates burada 2 dolar. Ama dediğim gibi bütün mahsüller güzel. Hele bir de daha önce görmediğim, bulamadığım dereotunu gördüm ya tezgahta, dünyalar benim oldu. Kızım olursa onu dereotçuya vericem hahaha :)
Kocaman kocaman bamyalar (babaannem büyük bamyayı çok severdi, nurlar içinde yatsın), rengarenk biberler, minik bal kabakları, pırasadan patlıcana, taze soğana kadar bir çok sebze çeşidi vardı.
E biz de akşamları yemek yapıp Emre'nin sefer tasını dolduruyoruz ya, aldık hepsinden azar azar. Pazarın sonunda da bir turşucu ve zeytinci gördük. Abinin tezgahta da dolmayı görünce aaa koş koş Türk diye sevindik Emreyle. Türk mürk demedi 1 kepçe zeytine 7 dolar aldı abi de babam duyarsa evlatlıktan reddeder. Jersey City'nin pazarında Türk bulduk ya biz bir sohbet bir muhabbet, hangi pazarlara gidiyorsun, bu zeytinler nereden geliyor, dolmaları yenge mi yaptı vs vs. Haydi abiciğim hayırlı işleer diye bağırdım ben de koptuk turşu tezgahından, alışverişe devam.
Pazar alışverişi bittiğinde bir baktım ki cüzdanda bir kaç çeyreklik kalmış. Anneler anlatır ya pazar masrafından artırıp bilezik yaptım, çocuklara kaban aldım, Karadeniz turuna gittim, Ada'da yazlığın peşinatını ödedik diye. Nerede o eski pazarlaaarr nerede o eski kadınlar anneciğim. Senin kız cebindeki son parayla çörek otlu ekmek aldı, üstünden koparıp yiye yiye gitti eve :)





Kızımız olursa vermeyeceğim adamlar: dereotçu, karnıbaharcı ve brokolici..
ReplyDelete