Tuesday, September 24, 2013

türk gücü..

Sevgili günlük,
Evet seni ihmal ettim son günlerde. Ama taşınıyordum biliyorsun.....
...

Hahaha bundan sonra böyle başlayacağım yazmaya :) Evet bir kaç gündür ortalarda yoktum çünkü taşınma sürecimi tamamlayamamıştım. Hala da tamamladım sayılmaz ama hayatımız biraz daha normale döndü.

Emreciğimle bu yola çıktığımızda yaptığımız plan şuydu:
"Evellallah biz ikimiz her şeyin üstesinden geliriz, 200 doları hamala vermeyiz, bütün eşyaları söker takar iter çeker yüklenir taşırız, sabah 8'de başladık mı öğlen 12'ye işimizi bitirir, duşumuzu alır, buraya gelen arkadaşlarımızla Woodbury'ye gider, oradan çıkıp güzel bir akşam yemeği yer, gece de yeni evimize döner misler gibi uyuruz." Harika bir plan gerçekten. Gerçekten abartmıyorum gece 12'de yatakta çarşaf yoktu uyku nerede acaba?


Abuk sabuk şeylere 200 dolar veren biz, hamala 200 dolar vermeye kıyamayınca 2 koltuk, bir yatak, masa, sandalyeler ve evdeki diğer ıvır zıvırlarla nasıl taşındığımızı bir kaç cümle ile özetlemeye çalışayım.

Öncelikle şuncacık eşyayı kolilemeye gerek yok diyerek (ki ben taşınma konusunda deneyimliyim de kocamın sözünden çıkmam, o da gerek yok dedi) hiç bir şeyi kutulamadan, olduğu yerden alıp yeni eve götürmeye çalışarak 18 kat aşağıya ve 31 kat yukarıya onlarca kez inip çıktık. Devasa koltuklarımızı ve yatağımızı önce asansöre sonra da Türkiye'de kalabalık ailelerin pikniğe giderken kullandıkları boyutlardaki pikabımıza sığdırmaya çalıştık, Viyana kapısından defalarca dönen atalarımız gibi biz de hüsrana uğradık. Sokak ortasında apartman görevlisinden kimlik karşılığı aldığımız bir ingiliz anahtarıyla mobilyaları demonte edip, yatağı ikiye katlayıp kaldırarak, koltukları yerlerde sürüyerek yeni eve getirmeyi başardık.


Akşam olup da elden ayaktan düşünce hasar tesbiti yaptık ve Emre'nin iki kolu da şişmiş, benim ayaklarım ve ellerim yara bere içinde, her tarafımız çizilmiş amaaa çok şükür 200 dolarımız cepteydi :) Eşya taşırken ki sefaletimizi fırsat olup fotoğraflayamadım ama zaten size kıyamaz, paylaşamazdım :)

Taşınmış olsak da yerleşme işlemi biraz vakit alacak sanırım çünkü tatlı evimiz 50 metrekare, size söylemiştim 1 oda aynı yer salon ve salon tam anlamıyla bir living room :) Aynı odada yiyor, içiyor, televizyon izliyor, ütü yapıyor, uyuyor ve uyanıyoruz. Yaşıyoruz kısacası :)


Fotoğrafa bakıp nerede uyuyorlar diye merak ederseniz kahverengi koltuğun arkası yatak odası. Biraz dikkat lütfen :)


No comments:

Post a Comment