Küçükken İzmir'e anneannemin yanına giderken yanımızda pijama götürmez, annemle birlikte kendimize uygun pijamalar arama bahanesiyle anneannemin eski kıyafet, çanta, ayakkabı, palto, şal, düğme vb eşyalarının da olduğu dolap sandık ne varsa karıştırır, büyük bir zevkle içindekileri ortaya dökerdik. Sonra her anne ve çocuk (ki biri dışında hepsi kız olan kuzenlerim) kendine uygun bir parça seçer, bir sonraki toplaşmaya kadar saklamak üzere etrafa saçılan eskileri yine yerlerine yerleştirirdik. Büyük teyzeden kalma bir kürk, sarı tokalı yeşil deri bir çanta, büyük düğmeler, yılan derisi ayakkabılar, vatkalı kısa kazaklar.. 1950-1960'ların gardroplarını hayal edin işte :)
İzmir'e uzun süredir gidemeyip dolap eşeleyemediysek de kardeşimle babaannemin sadece 2 kapaklı dolabından, gizlice, hayatımızda gördüğümüz en yüksek platform topuklu, rengarenk bantlı ayakkabıları çıkarır bakar, giyip yürümeye çalışır, sonra da geri koyardık. Kaç yıl önce olursa olsun babaannemin günün birinde o ayakkabıları giydiği anı asla ama assssllaaa gözümün önüne getiremezdim. Anneannem tamam da babaannemi (nurlarla uyusun) hala hayal edemiyorum.. Canım..
Nenelerin, teyzelerin, annelerin yılan derisi çantalarını, vatkalı jarse elbiselerini, kuzenlerin ayakkabılarını, kardeşlerin kazaklarını sahiplenmek çok eğlenceli, çok kolay ve çok güzeldi de ikinci el kıyafet, eşya işine nedense ısınamadım.. Yıllardır açılmamış dolap kokan ve aslında belki de yıllarca arasam bulamayacağım, kıymetini bilemeyeceğim parçaları 1 lira bile olsa elime alamadım, evime sokamadım. Biraz huyluyum kabul ama sanırım nedeni tanımadığım birilerinin anılarını hayatıma sokmaktan korktum. Çok gizemli, sımsıcak, olağanüstü bir deneyim olabilecekken bir başkasının eski bulduğunu yeni olarak sokamadım hayatıma.. Ama yine de gördüğüm her ikinci el, vintage vs mağazası, dükkanı, pasajı, sergisine uğrayıp o açılmamış dolap, sandık kokusunu soluyup, o hayatlara kısa anlarla da olsa ortak olup, bir şey almadan oralardan çıkmaya devam ederim herhalde. Eğlenceli :) Ama artık giymekten sıkıldığınız Chanel tüvit ceketiniz ya da kenarları kırılmış Goyard Trunk valiziniz varsa bir konuşalım hihi :) Siz yabancı değilsiniz..







No comments:
Post a Comment