Amerika'da (sanırım) yılın en önemli günü geldi geçti bile.. Aylardır holiday season ve Black Friday indirimleri yayınlanıyor, haftalardır TV'de her programda değişik bir hindi tarifi veriliyor, son günlerde haberlerin yarısında Thanskgiving tatili boyunca havanın nasıl olacağından bahsediliyor, bir çok iş yeri ve okul tüm hafta tatile giriyor, etrafta bizim yılbaşında kapılara taktığımız o kırmızı çiçekli yuvarlak adını bilemediğim süs dolu.. Vs vs vs..
Cehaletimi mazur görün, Şükran Günü'nü de tıpkı Cadılar Bayramı gibi dini bir olay sanıyordum. Değilmiş :) Amerikalı ve Kanadalı kardeşlerimize özel (farklı tarihlerde kutlasalar da) bir ulusal tatilmiş meğer.. Güzel fikir, mahsülden olayı doğaya ya da birilerine teşekkür etmek ve bunu ulusal bir bayram haline getirmek gerçekten güzel fikir bence. Adamlar yıl boyu son derece bireysel yaşadıkları için de bu bayramda bizim güzel bayram tatillerimizde yaptığımız gibi Avrupa'ya akmak yerine evlerine koşuyorlar. Evlerde 15-20 kişilik yemekler pişiyor, tüm aile yiyor, içiyor, sarhoş oluyor ve dağılıyorlar. Fulya Terim nasıl bir sofra hazırlardı acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Biz de kurstaki 4 çocuklu bir arkadaşımın 18 kişilik yemeğine davet aldık fakat "ah canım zaten kalabalıksınız, 2 kişi bir de biz eklenmeyelim, daha sonra inşallah" şeklinde kibarca reddedip evde kendi usulümüzce teşekkür ettik evrene :)
Şükran Günü burada bir kaç ritüelle taçlanıyor, Black Friday bunlardan sadece bir tanesi. Gün, New York'ta düzenlenen Macy's Thanksgiving Parade ile başlıyor. Etkinlik boyunca ikonik karakterlerin devasa balonları ünlü şarkıcılarla birlikte New York sokaklarında halkı selamlarken Herald Square'de yer alan ve dünyanın en büyük mağazası ünvanına sahip Macy's önünde de meşhur müzikallarden tanıtıcı kısımlar sahneleniyor. Biz etkinliğe tam başladığı saatte gidebildiğimiz için etkinliği içinden izleme fırsatımız olmadı. Garip bir güvenlik önlemi ile etkinliğin olduğu sokaklar 1-2 sıra dolduğunda o sokaklara giren alternatif sokakları kapatıyor polis ve görsen de içine giremediğin, sanki seni aralarına almamışlar da dışlanmışsın gibi hissettiğin bir durum oluyor. Biz o dışlanan grubun en önündeydik ama o dışlanmışlık hissi sinirimi bozmadı değil :) E vaktinde gitseydin derseniz de haklısınız ama son bir kaç gündür o kadar şiddetli bir rüzgar var ki balonların uçup uçmayacağı sabah belli oldu ve biz balonlar yoksa biz de yokuz demiş ve o soğukta evden izlemeyi sokakta olmaya tercih etmiştik, zira etklinlik canlı yayınlanıyor :)
Bu etkinlik biter bitmez tabii ki ailecek izlenen o büyük spor olayı başlıyor. Amerikan futbolu maçı :) Hatta öyle ki biri bitiyor, araya yine bütün yıl beklenen National Dog Show giriyor ve ardından bir maç daha başlıyor. Bu arada ilk kez köpek yarışması izledim ve aşırı eğlendim. Benim favorim kendi dalında birinci oldu ama genel yarışmada dereceye giremedi :) İlk resim birinci olan, ikincisi de çok tatlı dimiii canım..
Etkinlikler iyi hoş da yemeğe geçelim artık.. Bizde kutlama menüleri malum.. 2-3 çeşit zeytinyağlı, dolma da olsa pilav, köfte ya da et (yaz kış mangalcıyız), mezeler, mevyeler ve rakı.. Bu menünün hepsini 2 kişi için kendi kendimize pişirmemiz biraz zordu. Küçültülmüş bir halini hazırladık evde, koyduk rakımızı yedik yemeğimizi.. Şükrettik, dualar ettik falan filan.. Güzel güzel rakımızı da içtik çünkü saat 8'de açılacak ve bir günden uzun süre açık kalacak mağazalardan birine gitmeye karar vermiştik ve alacak birşeyimiz olmadan o garip ortama girmeyi göze almak için kafamızın biraz güzel olması gerekiyordu :)
Black Friday'de neler oluyor? Başımıza neler geldi? Ezilme riskini almaya değer mi? Gerçekten çok mu ucuz? gibi soruların yanıtı bir sonraki yazıda :) Hohohoho gazeteci gibi oldum. Röportajın devamı haftaya bilmem ne bilmem ne gazetesinde..




Yazı formatında her geçen postta kendini biraz daha aşıyorsun, pardon geliştiriyorsun :) Bu arada blogun yeni görünümü de süper olmuş, way to go!
ReplyDelete