Yurt dışı seyahatlerinde cep telefonumuza "bilmem nereye hoşgeldiniz. Acil durumlar için Türk Konsolosluk telefonu 333333" gibi mesajlar gelir de hemen siliveririz ya.. Ne işim olacak konsoloslukta allah korusun, lazım olursa googlelar buluruz.. Ama New York'a gezmeye gelmedik ya, konsolosluğa da işimiz düştü 2 ayın sonunda :) Googlelayıp adresi bulduk, yola koyulduk..
Hayalimde Bebek'teki Mısır ya da Beyoğlu'ndaki İsveç Konsoluslukları gibi binalar var.. Böyle önünde anlı şanlı dalgalanan Türk bayrağı, kapısında askerler, bir sürü güvenlik kontrolü, vızzzııııvvpp diye açılan kapılar filan.. Hahaha foursquare olmasa binayı bile bulamayacaktık :) Yüksek bir binanın içinde, kapıda herhangi bir tabela, bayrak vs yok, girişte ufak bir kürsüye bir amcayı oturtmuşlar bizden kimlik alıyor (hatta sadece birimizden aldı), ne bir xray ne bir çanta kontrolü, sağdaki asansörle 20 bilmem kaçıncı kata çıkacaksınız cevabı ve binggg kapı açıldığında Türk topraklarındayız :) E hani nerede o erguvanlarla bezenmiş, havuzlu konsolosluk bahçeleri? Rüyamda :)
Çalışma saatleri de şahane, hayalimdeki meslek konsoloslukta memur olmak olabilir. 9-13 ve 14.30-17. Manhattan'da en uzun öğle arasını Türkler yapıyor, bize de bu yakışırdı :) Utanmasam KPSS'den kaç almam lazım diye soracaktım. Neyse güvenlik olayını abarttım katın girişinde her türlü kontrol yapıldı. İçerisi de tertemiz, bembeyaz, aynı anda 5-6 kişi bulunan, televizyonda powertürk açık olan şirin bir devlet dairesi kıvamında. İşler hızlı mı yavaş mı çözülüyor bilemiyorum bizimki 1 saate yakın sürdü. Emreciğim'in askerliğini 100 yıl daha uzattık, seçimlerde burada oy kullanabilmek için adres beyanında bulunduk, olabildiğince fazla türkçe konuşup binadan ayrıldık.
E madem bu civarlara geldik yakınlarda (30 blok mesafe artık yakın oldu bizim için) bir Türk restoranı var, hava soğuk bir mercimek çorbası içelim diye Ali Baba'ya doğru yola koyulduk. New York'taki 2. Türk restoranı maceramın sonunda çıkardığım ders: herşey yerinde güzel! Ellerine sağlık ustaların burada yapabileceklerinin en iyisini yapmışlardır eminim de Yes Kardeşler'deki dürümü yememe 2 aydan az kaldı, daha da zorlamam burada kebap olayını :) Ama çorba harikaydı.. Sırf çorba ve pide için bir şans daha verebilirim..
Cuma gününü tam olarak bir Türk gününe çeviren en garip olay da rastgele girdiğimiz bir mağazada Emre'yle yuh bu bota bu para verilir mi diye konuşurken "beğendiğiniz birşey varsa fiyatta yardımcı oluruz." cümlesini duymamızdı. Dükkan sahibi Türkmüş :) Ahahah, aman aman, ne güzel tesadüf, nereden geldiniz, ne zamandır buradasınız vs diye sohbet ederken abinin bize "ya az önce hay sukuldaki sivit hartımı buldum, mailleşiyorum. Bir taraftan da karımdan mesaj geliyor hahaha. Ama kız çok bozulmuş ben kendime iyi baktım da ı-ıh o yaşlanmış hahaha huuhuhu" demesiyle garip bir muhabbetin içinde bulduk kendimizi. Biz Emre'yle ıhıhı diye sırıtırken kapıya doğru da yürüyüp aynı anda hayırlı işler dileyip çıktık mağazadan. Çıkınca önce birbirimize baktık oohhaaa ne saçmaydı dimii der gibi :) Sonra ben başladım tabii, "Bütün erkekler aynısınız, babam yaşında adam hem karısıyla hem lisedeki sevgilisiyle mesajlaşıyormuş da çok komikmiş, nesi genç gösteriyordu yahu o adamın.. Bir de utanmadan bize anlatıyor gülerek çok komik sanki.. Vırvır dırdır bırbır.."
Neyse, hikayem bitmedi, sultan RTE talimat vermiş, New York'ta, dünyanın en büyük 17. ekonomisine sahip ülkemize yakışır, taaaaammm otuzzzikiii katlı yeni bir konsolosluk binası yapılcakmış. Hah şöyle.. İçerideki Atatürk fotoğrafı yerine de kendi fotoğrafını astırdı mı al sana cennet bahçeli konsolosluk..

No comments:
Post a Comment