Monday, November 14, 2022

arşiv— 38 ebeee 🙅🏻‍♀️


 19.07.2021 arşiv 😉

Okurken dinlenecek şarkı : Sezen Aksu 💓 Denge

Zor bir sene oldu.. Nedeni çok ve karmaşık, boş verin 😏

Kaybolan kumandayı arar gibi aradım kendimi bazı zamanlar koltuk minderlerinin arasında, en hızlı ve iyi oraya saklanılır çünkü.. Bazen ne kadar baksan da bulunmaz ama çoğunlukla zahmetsiz bulunur, ilk ve hep oraya bakılır çünkü 🤫

Ben yaptığım çok şeyi bilerek ve isteyerek yapmanın çoğu zaman neşelendiren, zaman zaman sinir bozucu, bazen de keyifli kibiri ve yaşadığım her anın bana ne getireceğinin farkındalığıyla yatıyorum yatağa, neredeyse her seferinde de uyuyorum hemen, deliksiz çoğunda da… Size de bunu dilerim, uyku önemli 🙅🏻‍♀️ Ama uyuyamadığım ve o minderlerin arasına saklanıp bulunmayı beklediğim bir sürü gece olmaya başladığında bir baktım dengemi kaybetmişim, yine 👾 Meğer sallanınca uyuyamıyormuşum ben, yılın keşfi hoho 🤡

Bu yüzden hayattaki en önemli amacım onu korumak ve hala sağım mı solum mu önüm mü arkam mı daha güçlü bilmiyorum ama öğrenirim zamanla dert etmiyorum.

Bu yaşımdan dileğim gelsin o zaman; benim dengemi bozmayınız gözünüzü seveyim 🤲🏻😇 (dinleyiniz: sezen aksu 💓 denge)

Vee tabii ki iyi ki doğdum 😎🌟 Bu zamana kadar benimle kalanlar, canı sıkılıp kafası atıp küsüp gidenler, sensiz olmadı deyip dönenler 👻 ve hoş gelecekler 😍 iyi ki varsınız siz de ve şükürler olsun içinde sizin de olduğunuz zamana ve koordinatlara doğdum 🌴🖇️🍋 önüm arkam sağım solum sobe ✋🏻 38 ebe 💛☺️



Monday, November 18, 2019

Bir süper kahraman, efsunos, ben :)

Hazırsanız sert bir giriş yapıyorum. 1-2-3.. Ben boşandım :) Sert olmadı evet bilmeyen yoktu haha :)  Sertlik şimdi başlıyor,  sandığınız gibi sadece sizin kıymetli çocuklarınız yok ve ben de çocuğumu düşünmeden bir şey yapmadım. Anlatıyorum, şöyle oldu..
 Önce zamanla azalan belki de hiç olmak üzere olan sevginin iki insanı içten nasıl çürüteceğini, yaralayacağını, sonra da birinden ve hatta birbirinden vazgeçmenin ne kadar zor ama bir o kadar da gerekli olduğunu görüp bir karar verdim, verdik.. Çok proaktif insanlarızdır hahaha :) Altında üstünde neler yaşandı gerekli/gereksiz detaylar bence ve kararı uygulamaya gerçek anlamda geçirmemizin üzerinden 2 sene geçmiş bugünlerde, kucağımda 15kg kızım (çünkü her zaman arabada uyuyakalır aynı benim gibi), üzerine örtülü montu düşmesin diye kafamı boynunun yanına sıkıştırıp, sırtımda onun çantası, sol kolumda kendi çantam ve alışveriş poşeti, sağ elimde pembiş bir scooterla arka sokağa parkettiğim arabamdan, önü arkası yıldızlar manzaralı evimize doğru yürüyorum, anahtarı çantamdan nasıl çıkarıp kapıyı nasıl açacağımı düşünerek.. İçinden dışından oflayan varsa geri göndersin onu çünkü ben of demek yerine kızımı yatağına bıraktan sonra ayaklarımı uzatıp dizi izlerken ne yiyeceğimi planlıyordum :) Macera böyle bitmedi, lilaboncuk ateşlendiği ve öksürmekten sürekli uyandığı için kahvem dumanı üzerinde, dizi de 14. dakikasındayken yanına kıvrıldım ve 20.30 gibi uyumuştum, he yine of demedim iyi oldu yorgundum erken uyudum dedim :) 
Neyse.. Özetle ben dün akşam, 2 seneden sonra ilk kez kendimi kendimin kahramanı ilan etmeye karar verdim.. Of demediğim, yorulmadığım, kimseye kızıp küsmediğim, hep iyi hissettiğim, iyi hissedeceğim ve iyi olduğum ve en önemlisi lilam uyanmadan o kapıyı açabildiğim için :) Önümüzdeki bir sürü pazar aynı şekilde biteceğini bile bile benzer neşeli ve yorucu planlar yapacağım için.. 
Bir çoklarınız için ölümcül olmayabilir sevgisiz bir oda, yemek, günaydın, öpüşme, çocuk büyütme, dizi izleme, koltuk/perde/mobilya yenileme, et/salata hazırlayıp yeme, tatil planı yapma, markete gitme, yaşama, yaşlanma.. Benim için, bizim için öyle olurdu, biliyorduk ölürdük..
Ve size bir haberim var, büyürken aileye ihtiyacı olan sadece çocuk değil, benim de vardı hala da var ve sürpriz bir haber dahaaa aile olmak için aynı evi paylaşmaktan, aynı soy isimlerinine sahip olmaktan fazlası gerekiyor arkadaşlar :) İnsan kendisi için yapamadığı bir şeyi çocuğu için yapmamalı.. Çocuğun için yap diyen, diyecek, böyle düşünen, düşünecek olanlara diyorum ki çocuğum için yaptım zaten, onu bahane etmeden yapmam gerekeni yaptım ve umarım sadece kendimin değil onun da kahramanı olurum, oluruz emre :)
Teşekkürler :)

Thursday, July 18, 2019

kutlarım, sori not sori :)

Okurken iyi gidecek şarkı önerisi; Ceylan Ertem-Efsunlu Dünya hahahaha şaka şaka Bedük-Bi Dans Etsek :)

Evet seviyorum doğum günümü kutlamayı.. Öyle ki 20 Temmuz'dan itibaren bir sonraki 19 Temmuz için gün sayıyorum :) Kimse kusura bakmasın da bir başıma kalsam bile mum yakar, sevdiğim bir şarkıyı açar kutlarım ve o kadar şanslıyım ki hep birlikte mum üflediğim sevdiklerim dostlarım ailem oldu yanımda..
Peki efs neden? Söylüyorum, daha önce de söyledim ama bir daha söylüyorum, ben yaşamayı kutluyorum.. Her günümü, gecemi, yılımı, yaşımı kutluyorum.. Gidene kocaman bir sarılmayla teşekkürler ve bir sonrakine yine kocaman bir sarılmayla (oksitosin önemli arkadaşlar, sarılın) hoşgeldin diyorum. Bu yılın kahramanıııııı, otuzzzzz altııı...



İlk gününden son günün son dakikalarına kadar bana öğrettiklerin, unutturdukların, gösterdiklerin, buldurdukların, arattıkların, karşıma çıkanlar için.. Yerimden kalkmadan 8 bölüm üstüste izlediğim yeni diziler, başucuma eklediğim kitaplar, dans ettiğim ve bağıra bağıra söylediğim şarkılar, tadını keşfettiğim yeni lezzetler, hayatına girdiğim hayatıma giren iyi kötü yeni insanlar, keşke cumartesi de gelsek dediğim işim, neden daha önce başlamadım dediğim ama yaparken anlam veremediğim jumping jackli spora girişim, son kuruşuna kadar keyifle harcadığım için şişen kart borcum, şunun bir resmini videosunu çekeyim dediğim renkler manzaralar, yeni pembe nikelarım, uzamaya bıraktığım canım saçlarım, tümsekler çukurlar dereler rüzgarlar dalgalar, efs'le doya doya vakit geçirdiğim ibretlik tatiller, içtiğim daha çok içmek istediğim bazen de içemediğim rakı şarap bira cintonik vb kokteyller, iyi ki varsın dediğim iyi ki varsın diyen dostlarım ailem, her anı daha keyifli ve yeni bir mucize olan Lila'm, gökteki yıldızları yere indiren yerdeki beni yıldızlara uçuran anlar ve o anları yaratanlar, sağlıklı aklım kalbim ruhum vücudum ve içimde bitmeyen yaşama sevincim.. Hepsi için sana kocaman bir teşekkür ve alkış :)
Neden diye sorma ama kişisel tarihime adını altın harflerle kazıdın,
Ve 37.. Kollarımı açtım, bir günün var iyi hazırlan, seni bekliyorum.. Ve bugünü aslında neden böyle kutladığımı bilen ama bana takılmaktan vazgeçmeyen sevdiklerim :) İyi ki sizin doğduğunuz yıllara, koordinatlara doğdum.. İyi ki doğdum, iyi ki varsınız.. 
Okuduk anladık, haydi şimdi mumları görelim :)

Wednesday, July 3, 2019

olaylar olaylar..

Yine bin yıl ara vermişim de çok şükür evren ara vermiyor da hayatımın herhalde en renkli 3 senesini geçirmişim son yazımdan beri :) Hatırlatıyorum, siyah da bir renk tıpkı kırmızı gibi..

Bu renklilikle neyi kastettiğimi bilmeyen 3-5 kişi kaldıysa bugün burada öğrenirler ki sanmam :) Geçen 3 seneyi aklıma gelen kelimelerle özet geçiyorum, virgülsüz ve gelişine..
Başla..
 Sevinçler gülücükler uykusuzluklar emzirmeler ek gıdalar bezler yalnızlıklar kalabalıklar ayrılıklar barışmalar boşanmalar taşınmalar iş değiştirmeler toplu taşımaya dönüşler toplu taşımadan dönüşler şaraplar çok şaraplar bi de çok sigaralar hamburgerler büyümeler aldatmalar (?) aldatılmalar (?) hastalıklar psikologlar fallar falcılar astrologlar pedagoglar psikiyatristler arkadaşlar dostlar can dostlar aile, ailem bakıcılar yolculuklar yabancılaşmalar alışmalar alışamamalar netflixler blutvler diziler filmler hep ölen balıklar yeniler eskiler aşklar kalp kırıklıkları heyecanlar umutlar acılar itiraflar inkarlar yalanlar gururlar küsmeler gülmeler söylenemeyenler özlenenler vazgeçilenler unutulanlar eğlenmeler aşklar yazmış mıydım tatiller hillsidelar bodrumlar sporlar jumping jackler yogalar şarkılar (ah bu şarkıların gözü kör olsun) yorumlar garip yorumlar yeni hayaller ve kırılanlar uzaklaşmalar yakınlaşmalar affetmeler özürler botokslar ketojenikler parklar konserler tiyatrolar kitaplar danslar he unuttum gözyaşları :) kırmızı rujlar tutulmalar retrolar yeni aylar dolunaylar yüzükler küpeler yıldızlar denizler lilam ve kalbimde aklımda bitmeyen enerjiler :)
Unuttuklarımı ekleyin istediğiniz yerden mesaj atarak içim şişti daha da yazamıcam ama güzelmiş hm :)

Tuesday, December 27, 2016

güle güle 2016, hoşgeldin 2018 :)

Bir yıl bitip yenisi başlarken adettendir bu yıl neler oldu başımıza neler geldi derlemesi yapılır, kah gülünür kah ağlanır, yılın akıllardan çıkmayacak anları bir kez daha yad edilir ve yeni yıldan iyilikler güzellikler dilenir bıdır bıdır bıdır... :) Son 5-6 yılımızın hepsinin birbirinden daha kötü geçtiği şüphesiz, bizim jenerasyon içine doğduğu on yıllara lanet ediyor ama umut etmekten de vazgeçemiyoruz ki yılın son haftalarında yeni yıl yemekleri, kahvaltıları vb organizasyonlarda eğlenip 31 Aralık gecesi de neşeli bir şekilde kırmızı donumuzu giyip iyi seneleeeeer diye yeni yılı karşılıyoruz. Yakınlarım bilir ben de her yarı yıl geçtiğimiz 6 ay neler yaptık muhasebesi yapmaya bayılırım. Bu yıl yarı yılda yapamadım ama madem yıl sonu geldi 2016'da Efsun'un başına neler geldi bir görün istedim. Görün de halinize şükredin, ortalamada 13 yılda yaşanabilecek şeyleri 1 seneye sığdırmışım peeh :)


Ocak.. Doğum iznine çıktım. Hahahaha ne sandınız? Tabi ki herşey doğurmamla ilgili olacaktı..
Şubat.. Doğurdum :) Anne oldum.. Zor oldu, baya zor oldu, bebem neredeyse orada kalmayı seçecekti ama sonuçta içimden minik bir insan çıktı.. Yılın ve belki de hayatımın en önemli günü.. 10 Şubat 2016, hem sizin için hem de kendim için bir kez daha tekrar ediyorum, anne oldum.


Mart.. Önemli birşey olmamış :)
Nisan.. Düştüm ve 33 yıllık hayatımda 456 kez düşüp bir yerimi kırmayı çatlatmayı başaramamışken bebem 2 aylıkken düşüp ayağımı çatlatmayı başardım. 1 ay alçı, sonrasında da 3 hafta garip bir yürüme botu ve koltuk değneğiyle cebelleştim.



Mayıs.. Taşındım :) İstanbul'un gözbebeği Mecidiyeköy'le hellalleştim, bana çektirdikleri için kendisine son kez senden nefret ediyorum dedim, meydandan gözlerim kapalı geçerek semti terkettim.. Bundan böyle çok az insanın yaşadığı, gündüz-gece ve haftaiçi-haftasonu nüfus farkı yazın nüfusu 1 milyon kışın 34 bin kişi olan sayfiye yerleri gibi olan Maslak sakiniyim.
Haziran.. İş değiştirdim.. Önce ayağım yeni iyileşti bebemle bir süre daha ilgileneyim diye düşünerek doğum iznimi uzatmaya niyetlendim ama işaretler bana yeniden bankacılığı gösterdi ve ben de direnemedim ve bankacılığa flaş bir dönüş yaptım. Hepinizi artık ING Bank'a beklerim :)


Temmuz.. Yağmur geldi, teyze oldum :) Anne olmak kadar güzel birşey daha varsa hayatta teyze olmak.. Canımın canı, Lilabon'umun kankitosu.. İyi ki geldin..


Ağustos.. Önemli birşey olmamış :)
Eylül.. Amerika'ya gittik.. Koyduk Lila'yı da kangruya koştuk bayramda New York'a. Aman nasıl özlemişiiiim.. Her akşam 7'de oteldeydik, gecesini görmek kısmet olmadı ama olsun görmediğimiz yer değil. Pıtırcık biraz daha büyüsün yine gideriz, gideriz değil mi Emre :)


Ekim.. Lila'dan ilk kez ayrı kaldım.. Hem de 2 gece.. Vallahi yalan söyleyemem tamam çook özledim, burnumum direği sızladı ama nasıllll iyi geldi anlatamam.. Efsun'u özlemişim, hasret giderdik kendisiyle :)


Kasım..Bakıcıyla yollarımızı ayrıldık. Memleketine giden hanımefendi insiyatifler üstüne insiyatifler alarak 3 haftalık tatili 3 aya çıkardı, bize de gelenler geldi artık ve arada bir bakıcıyı daha ziyan ederek şimdiki cici teyzemizi bulduk :)
Aralık.. El bilek tendonlarımı zedelediğim ortaya çıktı. Aylardır ağrısı sızısı derken idare ettiğim bileğe bileklik takıldı. İyileşmezse 2017 Ocak ayının olayı şimdiden hazır mazallah :)

Yılın bitmesine 4 gün kala başıma başka birşey gelmezse müsadenizle ben 2017'yi pas geçeceğim, 2018'de görüşürüz.. Yine de bu yıldan dileklerim hepinizinkiler gibi sevgi, dostluk, barış, sağlık vs vs.. Bir de kırılmayan çamaşır teli, 90 saniyede tüm saçı kurutan saç kurutma makinesi ve kırışmayan göz kenarları :)
İyi seneler...


Sunday, October 16, 2016

anne olunca anlarmışım gerçekten :)

Lila'yla 5. gün bitmeden anlamıştım anne olmanın çook zor ve büyük emek gerektiren bir iş olduğunu da anneciğime sarılıp defalarca teşekkür etmiştim yaptığı her şey için.. Ama yaz bitince bir kez daha tokat gibi vurdu yüzüme yeni vazifemin zorluğu.. Ne sıcak kuma bastı ayaklarım, ne buz gibi denizlere girebildim, ne güneş yanığı olabildim ne de yaz nezlesi.. Ne midye dolma bira ikilisi geçti boğazımdan, ne akşamları sahile inip dondurma yiyebildim.. İnanmazsınız kayar düşerim diye (bir kaç ay önce düşüp ayağımı çatlattığım için) sandalet bile giymedim bu yaz.. 
Ben ki mayısta bir ton koyulaşmış, şubat ayında yaz biletlerini almış, 30 küsür yaşına rağmen güneşte soyulan, elleri ayakları buruşana kadar denizde kalan biriyken toplam 12 dakika denize girdim bu yaz.. Yapamaz mıydım yapardım aslında.. Bebem 8 aylık oldu, çok daha küçük bebeklerle devr-i alem yapan aileler var ama ben yapamadım.. İtiraf ediyorum uğraşmadım.. Son derece iddialı bir şekilde New York'a gittik ama o kadar.. Daha fazlasına, o yorgunluğa ve o sefalete katlanamazdım :) Ve sefalet derken de hiiç utanmıyorum.. Evet bebekli olmak bir sefillik getirdi hayatımıza.. Ortalamanın altında denebilecek kadar az huysuz ve kolay bir bebeğimiz olmasına rağmen annelik babalık hayatımızı al aşağı etti.. 

Şuraya bırakayım neler olduğunu da 2. çocuk ne zaman diye soranlara açın okuyun hah işte o zaman derim :)


  • Sabah 10'daki derse erken diye gitmeyen ben çoğu sabah zınk diye 6-6.30 arası ayaktayım.. Lila 7.30'da uyanırsa oha çok iyi uyudun be kızım diye kalkıyoruz yataktan..
  • Tam bir gece kuşu olmama rağmen 8.30'da sızdığım akşamlar var hem de az buz değil, çok akşamlar var.
  • Koca yazı 2 tişört, bir jean ve bir etekle geçirdim çünkü hah uyudu hadi çıkalım hah uyandı hadi çıkalım gibi aşırı ani ve hızlı hareket ettik hep, planlı sokağa çıktığımız zamanlar bir elin parmaklarını geçmez.. Öyle olunca da en güzel kıyafet 2 gün önce giydiğindir felsefesi ile döndürdüm dolandırdım aynı şeyleri giyip 3dakikada kapıya çıkmayı başardım.
  • İlk haftalar nedense (nedense) aşırı kaotik geçti o yüzden yüzüme yaptığım tek şey onu yıkamaktı.. Şimdi iyice kırışan göz kenarlarım, sarkan yanaklarım için milyarlar harcasam botoks yaptırmaktan kaçamam. (onun için de emzirmeyi bırakmam lazım)
  • Sağ bileğim muhtemelen Lila'nın çok ağladığı ve kucakta hoplatılarak gezdiği 6-8. haftalarından kalma ödemli, baş parmağımı açıp elimle birşey tutamıyorum.
  • İlk günlerde sürekli oturmaktan bağsur olmamam mucize.. Olanlara geçmiş olsun..
  • Emzirmeyle ilgili sıkıntıları buraya yazmıyorum, kapalı devre ortamlarda konuşuruz ama esas epidural doğururken değil emzirirken lazım..
  • Aylar oldu elbise giyemedim.. Neden acaba? :) Ya düğmeli olması lazım, değilse de sıyırıp emzirmem mümkün olsa da giysem :)
  • Bir sürü arkadaşımla uzun süredir ilgilenmemiş olabilirim.. Sizi unutmadım, beynim sadece bir kişiyi düşünmeye programlandı, bekleyin küsmeyin ve lütfen affedin, geri döneceğim.
  • Uzun saatler alışveriş yapmıyorum ki bu iyi şeyler tarafına yazılabilir.
  • Emre'yle Lila dışında birşey hakkında konuşmadığımız akşamlar olabilir. Düzeltiyorum; olabilir değil var, hem de çok :)
  • Dizi final yapana kadar en yakın arkadaşım Bihter Ziyagil'di.. Bir de bakıcımız Gül Hanım.. Allahtan magazin bilgisi çok iyi de sıkılmadık evde 2 kişi..
  • Bütün gün uyutmayı beceremediğim için Lila'nın akşama doğru ağlamaktan sesinin kısıldığı, Emre eve gelir gelmez kızı kucağına verip kendimi 15-20 dakika odaya kitlediğim günlerimiz oldu :) Ama unuttum bile :)
  • Küpelerim kolyelerim nerede haberim yok, zaten bazıları kayıp..
  • Evet telefonumda başka yeni annelerin bebelerinin kaka fotoğrafları var.. 
  • Zaman zaman sıkıcı olabilirim affedin ama instagramda en çok kızımın fotoğraflarını paylaştığım için takipçi sayım azalmış olabilir.
  • Arabada arka koltukta oturmak midemi bulandırıyor bir de devamlı yana dönüp bebe eğlendiriyorum.. Ön koltukta sızmayı çok özledim :(
  • Arada burnuma rakı kokusu geldiği doğrudur.. 6 Haziran 2015'ten beri bir yudum bile içilmedi zira.. Doktora sordum da bir gece içip sütü sağıp atsam olur mu? Aldığım cevap : zıkkım iç..
  • 3 günlüğüne bir yere gideceksek kendi eşyalarımı 13, Lila'nınkileri 113 dakikada hazırlıyorum.. Bizim 1, onun 6 parça çantası var ve hala her seferinde birşeyler koymayı unutuyorum, son gün kıyafetsiz kalıyor çocukcağız..
  • Çok şeyi unutuyorum.. Çoook.. Kovulmazsam mucize ki bu kafayla iş değiştirdim, özgüvenime hayranım :)
  • Boş vaktimde boş boş oturuyorum.. Hobidir filmdir kitaptır hiiiç umurumda değil, o vakit boş kalmalı.. 
  • Yapmam dedim ama çocuğa gereksiz olabilecek çok şey aldık, harcadık.. Buldumcuk olduk sanırım..
  • Hayatım boyunca döküldüğünden fazla saçım döküldü son 6 ayda.. Şu an küçük besleme saç modeline alışmaya çalışıyorum :)
  • Uyusa da dinlensem dediğim akşamlar uyumayıp yatağında oynaştığında aldığım derin nefesler sayesinde ciğerlerim büyüdü, su altında nefessiz kalma rekoru kırabilirim :)
  • Evdeki ojeler, kokulu el kremleri bozuldu.. 
  • İtiraf ediyorum keşke daha erken doğursaydım demedim ve benim kızım tek çocuk olacak :) 
Daha da devam ederdim de çocuk isteyenleri ya da bekleyenleri ürkütmeyeyim :) Zaten ürkmesinler de çünkü saymakla bitmez bir sürü şeye rağmen bir an bile pişman olmadım, vakitsiz mi doğurdum, hazır değilmişim demedim.. 
Bir olayın zor ve olumsuz yanlarının olması onu keşke yapmasaydım dedirtmeyebilir ki insana.. Herkes anne baba olacak diye bir şey yok, zaten akıllı işi de değil ama umarım dileyen herkes anne baba olur.. Bir insanı böyle sevebileceğim gelmezdi aklıma ve nasıl derseniz tarif edemem, tarifsiz diye değil beceremem :) 
Neyse gidip yatayım da uzuuun bir geceye ve erken başlayan bir güne enerji depolayayım, önce bir öpücük alırım ama Liliş'ten :)


Sunday, July 31, 2016

hihorey az kaldııı..

Şaka maka daha çok var dediğimiz doğum iznine çıktım da 1 haftasını yedim bile J Evet, gün itibari ile 38 haftadır hamileyim ve umarım 2 hafta sonra doğurmuş olurum..

Odaydı beşikti tulumlardı derken bebeğin eşyaları tamam mı diye merak edenleriniz varsa etmesin, hepsi hazır.. Şu an tek işimiz hastane çantası hazırlamak, onu da bugün yarın hallederiz. Şu doğum hazırlıkları için evlenirken yapmadığımız hazırlığı yapmış gibiyiz.. Sabahlıklı gecelikler, lohusa tacı tokası, terlik,  fotoğrafçı, oda süslemesi ikramları.. İçim şişmedi desem yalan olur da neyse yaptık bir şekilde bu işin de raconu buymuş diyerek..
Kalan günleri sağda solda gezerek, yatıp yuvarlanarak, dizi film vs izleyip kitap okuyarak geçiririm artık çünkü o rahatlığımıza rağmen her şeyi de halletmişiz, yapılacak pek birşey yok.. Zaten garip bir şekilde aşırı enerjik de değilim.. Bir sürü yazıda “36. haftadan sonra gebelere bir enerji gelir, çocuğu için yuvayı hazırlamak ister” bilmem ne yazıyor da bana hiç öyle birşey olmadı nedense, Oturduğum yerde uyuyabilirim son 1 haftadır.. Ya da “geceleri garip saatlerde uyanırsınız, tıpkı bebeğini emziren anneler gibi, vücudunuz size bu duruma hazırlar” dedikleri durum da bana olmadı.. Tamam muhteşem uykular çekmiyorum son zamanlarda ama onun nedeni benim sırt üstü uyuma çabam bence ve muhtemelen nefessiz kalıp uyanıyorum arada J

Neyse bu hafta itibari ile de şikayetlerimde aman aman bir artış olmadı gördüğünüz gibi. Ellerim şişmedi, yüzüm de (o yuvarlaklığın nedeni ay dede yüz şeklim, aldığım kiloların bir kısmı gıdımda) ve hatta inanmazsınız ayaklarım da.. Ama ayak bileklerim şişiyor arada, hatta oldukça garip oluyor bazı ayakkabıları giyince. Biri pompayla üflemiş de bileklerime can simidi giydirmişim gibi, bir görseniz önce korkar sonra gülersiniz, bana öyle oluyor her gördüğümde J Hmm tamam tuzu kes dedi yine birisi ama kesemem, azıcık şişiversin aman hamileyiz sonuçta, bir yemek zevkim var tuzsuz yersem tad alamam..

Bugün NST ile ilk buluşmamız ve önümüzdeki hafta da adını burada yazmak istemediğim ama tahmin ettiğiniz bir muayene var, dıdıdıdı.. Ve umarım kızımız bizi çok bekletmeyecek de bir sonraki hafta artık “şu kadar gündür hamileyim” yerine “şu kadar gündür anneyim” diyeceğim.. Baktım olmadı söylenmeye başlarım hepiniz hazır olun J