Monday, January 20, 2014

karlar düşer ben ağlarım..

Kar yağışı bence son derece gereksiz bir hava hareketi.. Tıpkı rüzgar gibi.. Dünyamız, su kaynakları, dereler, hayvanlar, insanlar, bitkiler vs için önemli ve gerekli pif tamam da bence, bana göre gereksiz.. Uçuşan, üşüten, yerlerde birikip kaydırıp düşüren, eriyince çamura dönüşen bir saçmalık.. E kayak, snowboard? Çok mersiii, ben almayayım.. Yıllaaar önce bir kez Uludağ'a gittik de çocuk pistinde kulağımın üzerine düştüm, sonra da kayak kıyafetlerimi nereye kaldırdım Allah bilir.. Kısacası kar yağması, birikmesi, sporları, ah ne şeker o bembeyaz görüntüsü vs vs hiç ilgimi çekmiyor.

Tüm bunların üzerine 2 hafta önce Amerika'yı donduran kar fırtınalarına şahit olmadığımız için günde 3-5 kez yessss hareketi yapmamı da kimse yadırgamaz herhalde.. Haberlerde, twitterda, sağda solda bol karlı, bol rüzgarlı New York fotoğraflarını görünce pek şanslıyım diye dua ettim çünkü Aralık ayındaki 2-3 derecelerde bile aşırı nemli ve rüzgarlı olan hava hissedilen soğukluğu -5 -6 derecelere düşürdüğü için kaşlarımın, burnumun, ayak ve el parmaklarımın donmasından korkmuştum. 

Ama gün oldu devran döndü.. Sonuçta mevsim kış.. Sen de millet Los Angeles'da hırkayla gezip Florida'da denize girerken New York'a geldin.. Hepsini bırak İstanbul'da hava 15 derece.. Yarın sabahtan itibaren yeni bir soğuk hava, kar fırtınası bekleniyor. Tv kanalları her yarım saatte bir, bangır bangır yarın başımıza neler geleceğini anlatıyor. Hatta google'da snow storm NYC yazdığımda karşıma uyarı metni çıkıyor.


Ve hayır, bu soğuk hava Balkanlar'dan değil Kuzey Kutbu'ndan geliyor. Beklenen ve hissedilecek soğukluk (sıcaklık demeye dilim de elim de varmadı) -22 derece..


Üniversite yıllarına kadar kışları kot montla geçirmiş biri ve dışarısı çok soğuk olduğu için balkondan topladığı karlarla mutfakta, tepsinin üzerinde kardan adam yapmış, resmini de büyük bir mutlulukla çocuklarına göndermiş bir annenin kızı olarak, yarın ve sonraki günler benim için ölüm kalım savaşı olacak. Gitmek zorunda olduğum bir işim yok ama fransızcayla arama soğukluk girmesine izin veremem..


Haydi termaller, yün çoraplar, bereler.. Gün sizin gününüz.. Ne kadar gülerseniz gülün, evet o iç donu da diyebileceğimiz taytı yarın pantolonun içine giyeceğim..


No comments:

Post a Comment