O galatasaraylı, ben fenerbahçeliyim..
O erken yatar erken kalkar, ben gece kuşuyum geç yatar geç kalkarım..
O bira içer, ben rakı içerim..
O salatasında soğan ister, ben dereotu isterim..
O hırsla çalışır, ben umutla çalışırım..
O yemek seçmez, ben yemek güzel
değilse yenisini yaparım..
O'na sıcak gelir, ben üşürüm..
O kıymalı mercimek yer, ben yoğurtlu pancar kavurması yerim..
O karın içinde boy vermiş, ben denize doğmuşum..
O çorabını yere atar, ben çorapları yerden toplarım..
O koku yok der, ben 2 sokak ötede pişen yemeğin kokusundan rahatsız olurum..
O kendine güvenir, ben ezik artistlik yaparım..
O tamam der, ben neye tamam diye cevap veririm..
Ama biriyle bir ömür geçirmeye karar vermek için aynı olmaya gerek yok ki.. Hem soğanlı hem dereotlu salata yiyebiliyorsak, birlikte fenerbahçe ya da galatasaray maçına gidebiliyorsak, o bana güven veriyor ben ona huzur veriyorsam, kavga etsek de küsmüyorsak, birine sıcak geldi diye diğerimiz bereyle oturuyorsa dert etmeden, çok uykusu gelse de direnip koltukta sızıyorsa sonunda beni beklerken, ev yemek kokmasın diye parfümünü bitirmeme kızmıyorsa hele ki ellerim kokmasın diye yemeğin soğanını bile o doğruyorsa...
İyi ki doğmuş da o insan beni bulmuş diye şükrederim tabii hergün..
İyi ki doğdun da beni buldun hayatım..
Seni seviyorum..Çok seviyorum..30 sana da çok yakışacak ama 50 yaşında Brad Pitt gibi yaşlanmanı dilerim :)
Şimdi o çorapları al yerden, hadi canım..

No comments:
Post a Comment