Herkesi, her şeyi, her yeri çook özledim, gelmeye karar verirken de pek zorlandım ama iyi ki gelmişim. Bir sürü yeri göremedik belki, on binlerce iyi restoranın müzikalin basketbol maçının vs vs hepsine gidemedik, hava muhalefeti nedeniyle hayal ettiğimiz gibi yakın şehir turları yapamadık, zayıflayamadık fit yorker olamadık eheh ama umarım hakkını verdik.. Veremediysek de canımız sağolsun bir daha geliriz :)
Şimdi tabii son günlere girmiş olmanın ve son 1 ayın 10 gününü Batı Amerika turunda, son 2 gününü de muhtemelen toparlanma ve alışveriş koşuşturmasıyla geçireceğimiz içiiiinnn tourist mode on :) Neyseki geçen hafta canım kardeşim buradaydı, haftaya da kuzenlerim geliyor da son şehir turlarıyla iyi bir kapanış yapmış olmayı planlıyorum.
Mesela Top Of The Rock ya da Empire State'e çıkmadım henüz, onu yaparım. Ayy yok artık diyen arkadaşlara da kaçınız Sapphire'in terasına çıktınız diye sormak isterim. Ben yukarıdan değil yakından bakmayı seviyorum :) Ya da Emre'nin aşırı direnişi nedeniyle Harlem'e gidilemedi. Ya seninle ya sensiz Emreciğim, ben bu hafta içi Harlem'deyim. İhtiyacım olmadığı için otobüse binmedim hiç, bir tur gereksiz de olsa otobüse binerim. Fit Yorker olmayı başaramadığımız için Madison Avenue'da akşam üstü koşusuna çıkamadım, yalandan bir tayt bir airmax giyer 2 blok koşarım. Bütün kötülükler gece gelir sözünü benimsemişiz gibi çook çok nadir dışarı çıktık geceleri, bir speakeasy patlatırız kalan haftasonlarından birinde. Güneşi görebilirsem kazak kot altına flipflop giyerim, çantama koyayım da belki haftaya hava güler yüzümüze. Haftasonu içkiyi abartır ya da abartmış gibi yapar, pazar günü bruncha mimosa ya da bloody mary kokteylleriyle başlar, üzerine de kahve pancake yer midemi delerim.
Oydu buydu derken zaten 4 Haziran olur, uçağa biner gelirim :) Haydi bakalım..




No comments:
Post a Comment